Türkçü, Nihal Atsız
|
Yüzde Yüz Türk'ün Zaferi olan 30
Ağustos Zafer Bayramı Türk Budununa Kutlu Olsun! |
30 Ağustos, kahpe Yunan'ın ardına bile bakmadan
kaçmaya başladığı ve ülkemizdeki düşman işgalinin 9 Eylül'de
Yunan'ın denize dökülmesiyle son bulduğu kutlu güne giden yolu açan
büyük ve özel bir gündür.. Başkomutanlığını son ve gerçek Türk
Başbuğu Mustafa Kemal Atatürk'ün yaptığı ve dört gün dört gece süren
Başkomutanlık Meydan Savaşı'nın zaferle taçlandırıldığı gün olan 30 Ağustos'un
86'ncı yıldönümü Türk budununa kutlu olsun!
|
|
Sözde Ergenekon İddianamesi
Komedisi |
İstanbul
Cumhuriyet(!) Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, Atatürkçü ve laik
kesimin bastırması sonucu uyduruk Ergenekon davasının uyduruk
iddianamesini güya açıkladı. Dostlar alışverişte görsünler babından
yapılan açıklamalar, iddianamenin değil zaten bildik hayali
suçlamaların yeniden dile getirilmesinden ibaretti.
Başsavcı, kamuoyu tarafından
zaten bilinen suçlamalardan farklı olarak, yalnızca Akp tarafından
uydurulan yeni “terör” tanımını açıklayarak, sözde Ergenekon
davasının, Atatürkçü, laik ve yurtsever kesimini haklı
çıkartırcasına Akp’nin ve savcılarının davası olduğu noktasında
kafalarda herhangi bir soru işareti bırakmamış oldu.
Devamı >>
|
Dinci adamda; vicdan, insanlık
ve iyi niyet olmaz. Bu tip Müslüman geçinen soysuzlar
dinlerinin doğası gereği vahşidirler, barbardırlar,
saldırgandırlar; hurafe ve ilkellik savunucusudurlar. Dini
siyasete alet ederler, siyaseti ve demokrasiyi de, İslam
faşizmini hayata geçirmek için bir araç olarak görürler.
İslam faşistleri, “’Elit’ laik kesimin çıkarlarına dokunduk,
‘mamalarını kestik’ onun için bizden rahatsızlar” diyerek,
İslamcı zulme kılıf uydurmaktalar ve bu zulme karşı direnen
iyi insanlara da çamur ve iftira atmaktadırlar.
Devamı >>
|
|
ATV'de Yayınlanan "Hatırla
Sevgili" Adlı Dizi ve Kızılca Soysuzlar İle Çapulcular |
Televizyon programlarında reyting
ölçmek amacıyla, programların izleyici kitleleri gruplara
ayrılmıştır; A/B, C/D grupları gibi.. Atv'de yayınlanan "Hatırla
Sevgili" adlı dizi gibi programlar da, genelde C/D grubu izleyiciye
hitap etmektedir. C/D grubunda yer alan izleyiciler; sosyo-ekonomik,
sosyo-kültürel ve zeka seviyesi gibi açılardan toplumun en alt
kesimini oluştururlar. Durum böyle iken de, bu tür dizilerle düşünme
ve sorgulama özürlü cahil halk kitlelerini etki altına alarak
onlara, yanlış ve zararlı bir düşünceyi benimsetmek çok kolay
olmaktadır.
"Hatırla Sevgili" adındaki kızılca milliyetsizlerin yaptığı dizi,
Deniz Gezmiş adlı, Türkiye'de Rus emperyalizminin piyonluğunu
yapmış, hırsız, gaspçı, kürtçü bir eşkıya ve çapulcu olan Türklük
düşmanı haini bir devrimci ve kahraman olarak göstermektedir.
Devamı >>
|
|
19 Mayıs Atatürk'ü Anma ve Gençlik
ve Spor Bayramı Kutlu Olsun! |
1919
yılının 19 Mayıs'ı öyle bir gündü ki, bitti denilen bir
budunun(milletin), yok oldu denilen bir ülkenin yeniden dirilişi,
yeninden kurtuluşu yolunda beliren umut ışığının parıldadığı ilk
“Kutlu Gün”dü!
Türk'ün Ulu Atası, son Başbuğu!
Sen, ulu Tanrı'nın Türk budunu için gönderdiği özel, üstün bir
insandın. Senin kutsal adımını Samsun'a ilk atmanla birlikte,
uzaklardan parıldamaya başlayan bağımsızlık ışığı, üzerine
karanlıklar çökmüş olan, önünü göremeyen, yolunu bulamayan "TÜRK"ün
yani Tanrı'nın Budunu’nun ve onun kutsal yurdunun yeniden
dirilişine, yeniden var oluşuna giden kutlu yolu yeniden
aydınlatmaya başlamıştı.
Evet! Yolunu
karanlıkta kaybetmiş olan, Tanrı'nın özel Budunu artık karanlıkları
yırtmaya ve önünü görmeye başlamış; doğru yolu bulmuş ve kaybetmek
üzere olduğu yurduna tekrar kavuşma yolunda emin adımlarla
ilerlemeye başlamıştı.
19 Mayıs, asil Türk
Budunu’nun kendisine vurulmak istenen esaret zincirini parçalayıp
yeniden özgürlüğüne, bağımsızlığına kavuşma yolunda ilk dev adımı
attığı gündür. 19 Mayıs bir Başbuğ’un ve O’nun kendisine inanan
erlerinin Acun’a, “Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım!”
diye haykırarak yaktığı bağımsızlık ateşinin ilk kıvılcımıdır.
Devamı >>
|
|
ÜLKÜCÜLER GERÇEKTEN TÜRK
MİLLİYETÇİSİ MİDİRLER? |
Diyarbakır Belediye
Başkanı Osman Baydemir denen insan müsveddesi demiş ki: "Türkler
Kürtler bir arada yaşayamaz." Ama doğru demiş. Aptal kürt bile
anladı da, Osmanlı'nın 21. yüzyıl sürümleri olan, din üzerinden
siyaset yaparak Atatürkçülüğe aykırı bir ideolojiyi benimseyen,
lümpen ve devşirmeci bir milliyetçilik anlayışını savunan Mhp ve
ülkücü denen soyları sopları, ruhları bozuk kanları veya ruhları
bozuk olan devşirme güruhu anlayamadı. Çünkü anlamak işlerine ve
kırık kanlarına gelmiyor!
Ülkücü denen bu din istismarcısı devşirmeci güruhun çokluk bir
kısmının Türk'e benzer bir tarafları yok. Bu güruhun taraftarlarının
yarısından fazlasının, ne tipi Türk'e benzer, ne konuşması, ne yaşam
tarzı, ne de giyim kuşam vesairesi. Bu devşirme yobazların tek
bildikleri şey; kahpe, hain, nankör kürtleri Türklüğe yamamak ve
onları din kardeşi yapmak. Bunu acaba neden yaparlar?
Devamı >>
|
|
3 Mayıs Türkçüler Günü Kutlu
Olsun! |
Koca
Bozkurt, ulu Türk, yol göstericimiz ve fikir babamız Atsız
Ata'nın yeniden yaktığı Türkçülük ateşi, 3 Mayıs 1944'te büyük
bir milli yangına dönüşmüştü. Bir program yapmadan,
birbirlerinden habersiz, tek tek, birer kartopu misali Ankara'ya
Atsız Ata'larına destek olmaya giden Türkçü gençlerin birleşmesi
sonucu oluşan çığ, Türklük düşmanı İnönü'nün ödünü patlatan
büyük bir kitlesel harekete dönüşmüştü. Bu büyük hareket, Türk
milleti'ni komünizme karşı uyandıran ve gözünün açılmasına neden
olan milli bir harekettir. 3 Mayıs 1944 olayları sonucu fikir
babamız Atsız Ata ve diğer Türkçüler, büyük eziyet ve
ıstıraplara maruz kalmışlar fakat onurlu bir duruş sergileyerek
"Istırabı kanına kat da göz kırpmadan iç! Varsın gülsün
ardından, ne çıkar, bir iki piç!" diyerek katlanmışlar ve
tabutluklardan kurtuldukları günden itibaren de mücadelelerine
kaldıkları yerden devam etmişlerdir. Bugün, bizler yani Atsız'ın
çerileri, komutanlarının izinden sapmadan, söylediklerini
harfiyen uygulayarak, O'nun emir ve tavsiyeleri doğrultusunda
mücadelemize yılmadan, pes etmeden devam etmekteyiz. Atsız Atamız'dan devraldığımız Türklük bayrağını bizden sonraki
kuşaklara teslim edinceye kadar layıkıyla taşıyıp,
dalgalandırmazsak, Gök girsin, kızıl çıksın!
Başımızda, ruhunu Arap'a ve Batı'ya satmış olan devşirmeler de
olsa, sonunda zindanlara ya da mezara girmek de olsa, "Türk
Ülküsü"nü gerçekleştirme yolunda hiçbir engel, hiçbir baskı,
hiçbir aleyhte uygulama, velhasılıkelam hiçbir şey bizi yolumuz
ve ülkümüzden geri döndüremeyecektir. Bu kutlu savaşta
birilerimiz yere düşse bile ardımızdan gelen yeni Bozkurtlar
düşenlerin yerlerini alacaktır.
Devamı >>
|
|
Ruhun Şad, Mekânın Uçmak Olsun
Kerem! |

Fenerbahçe'nin eski yönetim kurulu
üyelerinden, Türkiye Futbol Federasyonu yönetim kurulu üyesi
ve Acıbadem Hastanesi'nin sahibi Mehmet Ali Aydınlar'ın oğlu
Kerem Aydınlar, dün KKTC'de geçirdiği trafik kazasında
hayatını kaybetti. Aynı zamanda yıllar önce tanıdığımız
Türkçü bir kandaşımız olan Kerem'in çok genç yaşta
askerliğini yaparken geçirdiği elim bir trafik kazası sonucu
uçmağa varması bizleri de derin bir üzüntüye boğmuştur.
Merhum kandaşımıza Atsızcılar olarak Ruhun şad, mekânın
uçmak olsun kandaşım derken, kederli ailesine de başsağlığı
ve sabır diliyoruz.
|
|
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk
Bayramı |
Türk
milletinin, halife-padişah kulluğundan ve ümmet fertliğinden
kurtulup, egemenlik hakkını kazandığı tarih olan 23 Nisan 1920'nin
üzerinden 88 yıl geçti. İlkel Arap töresini, din adı altında Türk
milletine zorla dayatmaya çalışan, kula kulluk edip, Türk
milletini, doğmaların egemen olduğu ortaçağ karanlıklarına tekrar
geri götürme amacını taşıyan bedevi ruhlu gerici insanlar, egemenlik
yetkisinin, bu tarihte, kayıtsız şartsız millete verilmiş olmasını,
o gün bugündür bir türlü içlerine sindirememişlerdir. Meczupların,
Türklük ve laik cumhuriyet düşmanı olan ilkel milliyetsizlerin
arabalarına bile, "Hakimiyet Allah'ındır" diye yazmaları, bu
düşüncelerinin ve milli egemenliğe karşı duydukları tepkinin bir
dışa vurumudur.
Türklerin son başbuğu olan Ulu Atatürk, 23 Nisan
1920'de, egemenliği soylu Türk milletine armağan ederek; Türk
milletini özünden ve asaletinden uzaklaştırmış olan; töresini,
dilini, kültürünü, ahlakını, kısaca Türk'ü Türk yapan tüm değerleri
erozyona uğratan din kamuflajlı Arap etkisini yok eden
uygulamalarından birini yaşama geçirmiştir. Milli egemenliğin ulusa
teslim edilmesiyle birlikte; işbirlikçilere ve gerici, ilkel,
Arapçı güruha en etkili ve anlamlı darbelerden biri indirilmiştir.
Devamı >>
|
|
18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi Ve
Şehitleri Anma Günü |

Türk milletine Çanakkale Zaferi'ni kazandıran
güç, dinden veya hurafelerden sözde alınan hayali ve sanal güç
değil; Türk'ün son Başbuğu ve Türklerin Atası Mustafa Kemal
Atatürk'ün üstün kişiliğinin, askeri bilgisinin, dehasının, Türk
milletini tanımasının, O'na güvenmesinin ve Türk'ün yenilgiyi
kabullenmek bilmez savaşçı ruhunu Türk çocuklarına yeniden
hatırlatmasının verdiği güçtü. Yoksa din, Allah, Kur'an;
ülkeyi ve namusunu savunmaktan aciz bir duruma düşmüş olan ve dış
güçlerin hasta adam olarak nitelendirdiği Arapçı devşirme Osmanlı'da
da vardı. Oysa hasta adamın kurtulmasına Allah veya dinin bir
yardımı veya yararı her nedense olmamıştı. Fakat bir Türk Başbuğu
ile O'nun çerileri çıktı ve son sözü söyledi:
Çanakkale Geçilmez!
Yedi düvele canları, kanları pahasına Çanakkale
geçilmez diyerek haykırıp meydan okuyan kahraman Çanakkale şehitleri
ve Türklük için, Türkiye için canlarını feda etmiş olan tüm kahraman
şehitlerimizle Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk'ün aziz hatıraları
önünde saygıyla eğiliyor ve onları minnetle anıyoruz. Ruhları Şad
olsun!
|
|
8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ |
Dünya Kadınlar
Günü'nü kutlamak, Türk kadınına hem hakarettir hem de Türk töresine
uygun değildir. Bu başlık 8 Mart'ı istismar eden soysuzlara gönderme
yapmak amacıyla açılmıştı fakat yeri gelmişken bu konuyla ilgili bir
uyarı yapmayı uygun gördüm.
1800'lü yıllarda bir 8 Mart günü Abd'de bir fabrikada grev yapan
kadınlara polisin müdahale etmesiyle çıkan yangın sonucu 140'a yakın
kadın işçinin ölmesiyle 8 Mart
gününün, Dünya Kadınlar Günü
olması önerildi ve bu öneri 1977 yılında kabul edildi.
Bugün, Türk töresine aykırı olan bir gündür. Çünkü Türk töresinde
kadına göstermelik olarak lütufta bulunurmuşçasına birgün ayrılmaz.
Bunun nedeni de, Türk kadınının, Türk töresinde zaten erkeklerle
eşit bir konumda ve hiç kimsenin desteğiyle lütfuna gereksinim
duymayacak kadar güçlü olmasıdır.
Muhtaç ve acınacak durumda olan varlıklara özel birgün tahsis
edilir. "Hayvanları Koruma Günü" gibi. Eğer erkekler günü yoksa
kadınlar günü neden oluyor, ey tek dişli uygar(!) dünya! Biz
Türkçüler, Türk kadınına yılın 364 günü ikinci sınıf bir varlık
muamelesi yapıp, dostlar alışverişte görsünler babından göstermelik
olarak yılın bir gününü ithaf etmeyi yakıştıramayacak ve layık
görmeyecek kadar kadar soylu bir törenin ve geleneğin
temsilcileriyiz.
Bugün, Türk'ü ilgilendirmez çünkü bugün, Ortaçağ'da kadınları cadı
olarak görüp yakanların, kız çocuklarını kuma gömenlerin,
kadınlarını mal ve aşağı bir yaratık olarak gören kürtlerle, emek
emek diye ürüyen tüm kutsal olguların düşmanı olan kızılların günah
çıkarma günüdür.
|
|
BİR TÜRKÇÜ, NEDEN ASLA VE KAT'A
"AYDIN", "ÇAĞDAŞ" VE "BARIŞ"SEVER BİR "DEMOKRAT" OLAMAZ? |
"Aydın", "çağdaş", "barış" ve ""demokrasi"
Güzel anlamları olan bu sözcük ve kavramların günümüzde ne
yazık ki, hainlikleri ve kötülükleri kamufle etmek amacıyla
kullanılıp istismar edilen en gözde sözcükler ve kavramlar
olmuştur.
Türkiye'de "aydın" olmak zor zanaattır. Bu yüzden herkes
aydın olamaz. Hele ülkesini ve milletini çok seven bir Türk
soylu isen, aydın olmayı unut; çünkü yüksek tahsilli olman, çok
okumuş, entelektüel ve çok zeki olman aydın olman için yeterli
değildir.
Türklüğe, Türkiye'ye, Atatürk'e düşman mısın ve küfrediyor
musun? Teröristlere, bölücülere, hainlere, canilere, katillere,
gaspçıya, kapkaççıya vb. zararlı ve kötü olan tüm insan
müsveddelerini koruyup kolluyor ve savunuyor musun? İşte şimdi
aydın(!) oldun demektir.
Devamı >>
|
|
Prens Harry Cephede, Bizim Prens Müsveddeleri Nerede? |
 Bu
konuyu es geçmemek gerekmektedir. Çünkü bu konu bizim sıfatlı
soysuzlara bir örnek teşkil etmelidir.
Bizde biraz nüfusu ve ensesi
kalın olanlar, askerden kaçmak için türlü dalavereler çevirirken,
İngiliz Kraliyet Ailesi'nin bir bireyi ve müstakbel kral adayı olan
Prens Harry, Taliban ile mücadele etmek için İngiliz güçleriyle
birlikte Afganistan'da cephedeydi. Bu olayın basına yansımasından
sonra Prens Harry apar topar İngiltere'ye dönmek zorunda kaldı fakat
bu duruma bayağı üzüldü.
Peki bizde neler
oluyor? Bizde olanlar belli. Bizde, sosyo-ekomomik durumu biraz iyi
olan biri, adamını bulup askerden kaçmak için gerek şahsı ve gerekse
çocukları için çürük-çarık raporları almak için türlü türlü
dalavereler çevirme gurursuzluğuna ve alçaklığına yeltenip
girişebiliyor.
Devamı >>
|
|
ŞEHİTLERE EN ÇOK ÜZÜLEN (!)
TİMSAHLAR |
Pkk'lı kürt teröristlerin
kanları akmaya başlayınca, onları açıktan savunamayan bazı
kansızlar şehitlerimizi istismar etmeye ve onların ardından
timsah göz yaşları dökerek en büyük vatansever kesilmeye
başladılar.
Hümanistlikleri yalnızca hainler, katiller, şerefsizler,
hırsızlar, uğursuzlar, fahişeler, eşcinseller kısaca tüm kötüler
ve kötülükler için geçerli olan timsahlarlar, kürt teröristlerin
kanları akmaya başlayınca pis yüzlerini yeniden göstermeye
başladılar.
Bu timsahlardan ilki, erkek olmasına rağmen başka bir erkeğin
altına yatmaktan utanmayan gurursuz, haysiyetsiz bir kişi olan
Bülent Kahpesoy'dur. Erkekliğin yüz karası olan arkadan çekişli
bu araba, bugün de yellenmiş ve şunları söylemiş:
Devamı >>
|
|
VE MHP YİNE YAPTI YAPACAĞINI |
Siyasi
grupların içerisinde en tuhaf ve anlaşılmazı herhalde
MHP’dir. O kadar ki bu partiyi, kendi taraftarları bile
anlayamıyor. Dünya üzerindeki fikir sistemleri
çizgilerini her geçen gün daha çok netleştirirken, MHP henüz
çizgisini kararlılıkla belirleyebilmiş değildir. Kendi
söylemine bakarsanız milliyetçi olduğunu iddia etmektedir.
Fakat yaptığı icraatlardan bunun tam tersi, yani ümmetçi
olduğu anlaşılmaktadır. Bir grup hem milliyetçilik hem de
ümmetçilik yapamayacağına göre bu işte bir terslik vardır.
“Milliyet” ve “ümmet” kelimeleri ne demektir?
Milliyet, ulus ve millet anlamına gelmekte, kökü ise “soy”
ifadesini anlatmaktadır. Tarihe baktığımızda insan kavimleri
milliyetlerine, yani soylarına göre gruplanırdı. Ülkeler
de bu yüzden soy, yani milliyet adlarına göre kuruluyor.
Örneğin Fransızlar’ın ülkesi Fransa, İngilizler’in ülkesi
İngiltere, Almanlar’ın ülkesi Almanya, Arapların ülkesi
Arabistan gibi. Bugün millet, ulus gibi kavramlar da hep
bu bahsini ettiğim toplumu ifade etmektedir.
Devamı >>
|
İktidara geldiği 3 Kasım 2002’den bu yana Türk Milleti’nin
menfaatine bir tek iş yapmayan AKP hükümeti, yine kendisinden
beklenen ve şeriat yolundaki adımların en büyüğünden olan türban
konusunu hortlatıp ortalığı birbirine kattı. Üstelik öyle bir attı
ki, doğrudan hükümete bağlı kamu kurum ve kuruluşlarında değil,
üniversitelerde türbanın serbest olması için bastırmaya başladı.
Aslında AKP’nin bunu yapacağı aşikârdı. Fakat olmaması
gereken ona karşı bu suskunluktu. Zaten AKP kuruldu kurulalı gözü
gören, kulağı işiten çevreler AKP’nin amaçlarını bıkıp usanmadan
sayıyor. Yaşanan olaylar, bu kimseleri haklı çıkardığı hâlde yine de
kimse çıt çıkarmıyor. Gerçi zayıf ve aciz insanların huyudur; güçlü
kimse herkes ondan taraf olur ve güçlünün de gücü buradan gelir.
Yani eğer gerçekleri ve doğruları görenler birlik olursa, iktidar da
hiçbir şey yapamaz ama maalesef şu anda AKP’nin savunduğu ne varsa,
AKP’den çok onun yağcıları destekliyor.
Devamı >>
|
Bugün,
12.Ocak.2008; yani düşün babamız, yol gösterimiz ve idolümüz olan
ulu Türkçü Nihâl Atsız’ın doğum günü. Bugün tüm Türkçüler Atsız
Atalarının 103’üncü yaşını; O’nu özlemle, saygıyla ve minnetle
anarak kutluyorlar.
Ülkülemlerin yaratıcıları,
düşün ve öğreti adamları hiçbir zaman ölmezler ve sevenlerinin
yüreklerinde sonsuza dek yaşamaya devam ederler. Nihâl Atsız da,
Türkçülük ülküleminin yaratıcılarından olan büyük bir düşün ve
öğreti adamıydı. Çünkü Nihâl Atsız, Türkçülüğe son şeklini vererek,
Türk ırkçılığını yeniden yaratmış ve Türkçülüğe çağcıl bir anlayış
kazandırmıştır.
Nihâl Atsız’ın
diğer düşün adamlarına göre tek şanssızlığı, düşüncelerini yanlış
adamların sahiplenmesi ve istismar etmesi olmuştur. Eğer ki, Nihâl
Atsız’ın düşüncelerini doğru kişiler benimsemiş olsaydı, bugün
Türkçülük İnternet sayfalarında değil, yaşamın her alanında ve her
anında yaşanıyor, dolayısıyla milletimizin çekmiş olduğu
sıkıntıların ve acıların hiçbirinin esamisi okumuyor; ülkemiz de,
huzur ve gönenç içinde yaşadığımız çağdaş ve uygar bir ülke
konumunda bulunuyor olacaktı.
Deyim yerindeyse,
Nihâl Atsız’ın yaptığı Türkçülük denen lezzetli aşa birileri çıkıp
su katarak Türkçülük aşını murdar etmiştir. Bir başka benzetme
yapacak olursak, Türk’ün yanık türkülerine Arap’ın “Ya lellisi”
yamanmış ve güzelim türküler arabeske dönüşmüştür. Bugün, Türkçülük
olması gereken Türk milliyetçiliğinin adı, sahte Başbuğlar
tarafından sahte ülkücülük kisvesine büründürülerek; melez, uyduruk,
yapay ve Türklüğün felsefesine aykırı bir ülkülem olan Türk-İslam
(Arap) sentezi olarak değiştirilmiş ve yüce milletimize
dayatılmıştır.
Devamı >>
|
|
Merhum Türkçü Abdurrahman Çelik
Nihâl Atsız'ı Anlatıyor |
Merhum Türkçü Abdurrahman Çelik Beğ, uçmağa
varmadan önce oğlu Afşar ile Atsız Ata'yı anlatan yaptıkları
söyleşinin ses kaydıdır.. Değerli ve saygıdeğer büyüğümüz Selcen
Çelik Hanımefendi de, yeni kuşak Türkçülerin Atsız Atamızın
kişilik yapısını tanımaları açısından büyük bir öneme sahip olan
bu çok değerli belgeyi bizlerle paylaşmıştır.
Söyleşiyi dinlemek için tıklayınız >>
|
|
Atsız Atamızı Özlemle Anıyoruz |
Fikir
babamız, yol göstericimiz, idolümüz büyük ülkü adamı Nihâl Atsız
Atamız'ı uçmağa varışının 32'nci yıldönümünde, sevgi, saygı ve
özlemle anıyoruz. Nihâl Atsız gibi özel ve üstün insanlar çok ender
yetişirler. Nihâl Atsız, Ziya Gökalp'in attığı Türkçülük temelleri
üzerine sağlam ve ihtişamlı bir bina çıkan Türkçüğün son ulu
mimarıdır. Soylu Türk budununun doğasına uygun tek ve gerçek ülküsü
olan Türkçülük bugüne değin Türk budununa unutturulamamışsa, bu,
Türkçülüğün ulu mimarı Nihâl Atsız sayesinde olmuştur.
Türkçülük ülküleminin kuramsal olarak ilk fikir babası Yusuf Akçura
idi. Bu ülkülemi sistemleştiren ve disipline eden kişi de Ziya
Gökalp olmuştu. Türkçülüğün bu iki ulu kişiliğinin fikirleriyle
beslenen Ulu Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk de, Türkçülüğü yaşama
geçirip, Türkçü devrimi gerçekleştirmişti. O çağlarda Türkçülük
olması gerektiği biçimdeydi. Yani çağına uygun bir tarzdaydı. Bugün
ise Türkçülük, Nihâl Atsız'ın uzgörüsü sonucunda olması gerektiği
gibi yorumlanmış ve bu çağa adapte edilmiştir. Yani çağına uygun bir
tarzdaydı. Bugün ise Türkçülük, Nihâl Atsız'ın uzgörüsü sonucunda
olması gerektiği gibi yorumlanmış ve bu çağa adapte edilmiştir.
Kısaca Türkçülük, Türk ırkçılığının adı olmuştur. Önümüzdeki
yıllarda gerçekleşmesi kesin olan yeni bir Türkçü devrim de, bu
çerçevede olacak ve bu devrimin lideri olacak kişi de, mutlaka "ATSIZCI"
olacaktır.
Devamı >>
|
|
10 KASIM ATATÜRK'Ü ANMA GÜNÜ VE
ATATÜRK HAFTASI |
|
ATAMIZ'I ÖZLEMLE
ANIYORUZ! |

Büyük komutan, büyük devlet adamı, büyük Türkçü; yurdumuzu düşman
işgalinden kurtaran, bir budunu yok olmaktan kurtarıp, yeniden
var eden; yurdumuza bağımsızlığını kazandırarak, ona; "TÜRK"İYE adını
veren, Türkiye Cumhuriyeti'nin Kurucusu, Türk Budunu'nun Ata'sı
Başbuğ Bozkurt Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, uçmağa varışının
68'inci yıldönümünde saygıyla, minnetle ve özlemle anıyor, O'nu
bugün daha iyi anlıyor ve arıyoruz.
1938 yılından bu yana 10 Kasım'lar, Türk Budunu için budunsal bir
yas günüdür. Çünkü bugün, Türklüğün güneşi batmıştır. Çünkü bugün,
devşirmeler ve Türklük düşmanları için yaşam yeniden başlamıştır.
Çünkü bugün, karabulutlar Türkler ve Türkler'in yurdu üzerinde
yeniden dolaşmaya başlamıştır.
Devamı >>
|
|
29 Ekim Cumhuriyet
Bayramı Türk Budunu'na Kutlu Olsun! |
9 Eylül 1922'de askeri kısmı tamamlanan milli mücadelemizden sonra,
sıra devletimizin adının konmasına gelmişti. Türk budunu, o günlere
gelene kadar yönetim biçimi olarak mutlakıyeti ve meşrutiyeti
görmüştü . Bu iki yönetim biçiminde de egemenlik, dolayısıyla son
söz sadece tek bir kişiye aitti. O kişi de padişah idi.
Başbuğ Atatürk'ün kafasındaki yönetim biçimi, 19 Mayıs 1919 yılında
Samsun'a ayak basmasıyla birlikte başlattığı milli mücadelenin
başından beri cumhuriyetti. Ulu Başbuğ, budununu tanıyor ve
seviyordu. Bu yüzden de budununun hak ettiği ve layık olduğu yönetim
biçimini "Cumhuriyet" olarak seçmişti. Çünkü ulu Başbuğ, Türk
budununun karakterine ve adetlerine en uygun olan yönetim biçiminin
"Cumhuriyet" olduğunu biliyordu. Ulu Başbuğ Atatürk, 28 Ekim 1923
akşamı yakın arkadaşlarını Çankaya'da yemeğe çağırdı. Onlara ,
"Yarın Cumhuriyet'i ilan edeceğiz." dedi. Ertesi gün yani 29 Ekim
1923 günü açılan Meclis oturumunda, Anayasanın birinci maddesinin
"Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
Devamı >>
|
Otağımızın forum bölümü, 12 Aralık 2005'ten beri
yayında bulunmaktadır. Otağımızın site bölümü ise, geçtiğimiz yıl 29
Ekim'de yayın hayatına başlamıştı. Bu süre zarfında, katıksız
Türkleri mutlu edip güven veren, devşirmelerle sapık ideoloji
mensuplarını da huzursuz ve tedirgin eden bir çizgide yayın yaptık.
Bu çizgimiz bundan sonrada aynı biçimde; ödün vermeden, şahsımıza
yönelen tehditleri, atılan iftiraları, söylenen yalanları ve edilen
küfürleri takmadan daha da sert ve kararlı bir biçimde sürecektir.
Otağımız kapatılsa da, bizler gerçek hayata dönük çalışmalara
başladığımızda otağın sorumlusu değişse de, düşüncemizi tanıtan bir
otağ her zaman var olacaktır. Dostlar sevinsin, düşmanlar ise
kahrolsun.
Otağımızın ilk yaşı soylu Türk ırkına kutlu olsun!
|
|
SabetaycIlIk Konusuna FarklI Bİr
BakIş |
Kozmetik
sektöründe dünya devi sayılan Estee Lauder firmasının üç yıl
önce 95 yaşında ölen aynı adlı kurucusu ile yapılmış son
röportajı geçtiğimiz günlerde yabancı bir televizyon
kanalında izledim. Röportajın tarihi 2002, yani kadın o
sırada tam 93 yaşında. Sesi titriyor, zorlukla konuşuyor,
öldü ölecek gibi bir hâli var ama çalışmaktan hâlâ zevk
aldığını, haftada iki gün şirket merkezine gidip işleri
takip ettiğini söylüyor. Röportajı yapan muhabir "Dünyanın
en zengin kişilerinden birisiniz, sahip olduğunuz servet
ailenizi kuşaklar boyunca rahat bir şekilde yaşatmaya yeter.
Bu yaşta niye çalışıyorsunuz ki?" şeklinde bir soru sordu.
Aldığı cevap aynen şöyleydi:
"Büyük İsrail için çalışıyorum."
Bu cümlenin altında yatan derin anlam, şu anda okuduğunuz
yazıyı yazmama sebep oldu.
Devamı >>
|
|
EY TÜRK MİLLETİ!
BU HAİN VE SATILMIŞ BASINI TANI! |
Ey Türk
milleti!
Türklüğün ve Türkiye'nin aleyhine olan hangi gelişme varsa,
bu gayr-i ulusal hain basının onu desteklediğinin farkında
mısın?
Bu hain basının, Türklüğün ve Türkiye'nin lehine olan her
şeyi baltalamak için, gerçekleri, yalanlara başvurarak
saptırdığını anlayabiliyor musun?
Bu kansız ve sapık ruhlu basının, üzüldüğü ve ağıtlar
yaktığı her şeyin Türklüğün hayrına, sevindiği ve alkış
tuttuğu her şeyin de Türklüğün aleyhine olduğunu görebiliyor
musun?
Devamı >>
|
Bu ulusal (!) basın ve bu ulusal(!)
basının
mensupları, Türkiye'yi SSCB'nin sömürgesi yapmak için
çırpınmış, bunun için Türk çocuklarının kanını dökmekten
çekinmemiş komünist sokak teröristlerinin, güler yüzlü bir
eda takınıp, cahil insanımıza sevimli görünmeye çalışarak,
insanımızı etkisizleştirmeye, tepkisizleştirmeye ve milli
reflekslerini köreltmeye çalışan elleri kalem tutan
sürümleridir.
12 Eylül İhtilali'nden sonra bunların çoğu Türkiye'yi
terk etmişlerdir. Fakat Özal döneminden sonra bunlar, birer
birer ülkeye dönerek basın gücünü komple ellerine
geçirmişlerdir.
Devamı >>
|
Ulu Başbuğ
Atatürk ve onun kutlu ülkülemi/ideolojisi olan Atatürkçülük,
bugüne kadar budunumuza yanlış tanıtılıp, yanlış
öğretilmiştir. Komünist kafalar, yıllar boyu, Ata'yı
solcuymuş gibi göstererek, hem siyasal getiri elde edebilmek
amacıyla istismar ettiler hem de Türkiye'yi kurtaracak tek
ülkülem olan Atatürkçülüğün içini boşaltarak, genç
kuşakların gerek Ataları'nı, gerekse bu kutsal ülkülemi
doğru olarak tanımalarının ve anlayabilmelerinin önünde...
Devamı >>
|
|